Adı Değişen Son İlimiz Neresi? Tarihin Derinliklerinden Bugüne Şehirlerin İsim Yolculuğu

Türkiye'nin idari haritası ve coğrafi isimleri, yüzyıllar boyunca geçirdiği siyasi, kültürel ve sosyolojik dönüşümlerin en büyük tanığıdır. Pek çok şehir, Osmanlı İmparatorluğu döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına ve hatta modern döneme kadar geçen süreçte isim değişikliğine uğramıştır. Coğrafi konumu, tarihi kökleri veya yerel kültürü yansıtan bu isimler; bazen bir beyliğin adını, bazen coğrafi bir oluşumu, bazen de milli mücadele döneminde kazanılan kahramanlık unvanlarını taşımıştır.

Peki, adı değişen son ilimiz neresidir? Bu soru, hem coğrafya meraklılarının hem de yakın tarih araştırmacılarının sıklıkla araştırdığı konuların başında gelir. Türkiye Cumhuriyeti'nin idari tarihinde illerin adlandırılması, idari yapılanmanın modernize edilmesi ve ulusal bütünlüğün sağlanması amacıyla çeşitli kanun düzenlemelerine tabi tutulmuştur. Bu süreçte bazı iller unvan alarak isimlerini genişletirken, bazıları ise idari karmaşaları önlemek adına sonradan orijinal veya köklü isimlerine geri döndürülmüştür.

Cumhuriyet Tarihinde İsim Değiştiren Önemli Şehirler ve Arka Planları

Türkiye sınırları içerisinde yer alan pek çok il, geçmişte bugünkünden çok farklı isimlerle anılıyordu. Özellikle 1920'li ve 1930'lu yıllarda gerçekleştirilen idari reformlar sırasında, Osmanlı döneminden kalan sancak ve eyalet isimleri yerini daha sade, Türkçe kökenli veya Cumhuriyet'in ruhuna uygun isimlere bırakmıştır.

  • Ertuğrul'dan Bilecik'e: Osmanlı Devleti'nin kuruluş toprakları arasında yer alan Bilecik, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ertuğrul sancağının merkezi olması sebebiyle uzun süre Ertuğrul adıyla anılmıştır. 1926 yılında yapılan idari düzenlemeyle ismi Bilecik olarak değiştirilmiştir.

  • Diyarbekir'den Diyarbakır'a: Güneydoğu Anadolu'nun kalbi olan şehrin ismi, coğrafi ve tarihi kökenlerine dayanmakla birlikte, 1937 yılında Atatürk'ün bölgeyi ziyareti sırasında, yöredeki zengin bakır madenlerine atfen ve telaffuzun Türkçeye uyarlanmasıyla Diyarbakır halini almıştır.

  • Elaziz'den Elazığ'a: Harput merkezli köklü yerleşim yeri, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Elaziz olarak bilinirken, 1937 yılında çıkarılan kararname ve meclis kararlarıyla halk dilindeki yaygın söyleyişe de uygun olarak Elazığ olarak tescillenmiştir.

  • Bozok'tan Yozgat'a: İç Anadolu'nun merkezi konumundaki Yozgat, 1927 yılına kadar Osmanlı'daki Bozok Sancağı'na istinaden Bozok adıyla idari varlığını sürdürmüş, sonrasında Yozgat adını almıştır.

Karışıklıkları Gidermek İçin Yapılan Son İsim Düzenlemeleri

İsim değişiklikleri sadece Cumhuriyet'in ilk yıll ۱۳۹ ile sınırlı kalmamış, ilerleyen on yıllarda da idari yapının ve posta, nüfus gibi kurumsal işleyişlerin netleşmesi adına güncellemeler görmüştür. Örneğin, uzun yıllar kısaltılmış olarak Afyon adıyla bilinen şehir, 2005 yılında yapılan yasal düzenleme ile köklü Selçuklu mirasını ve coğrafi yapısını yansıtan Afyonkarahisar adını yeniden ve resmi olarak almıştır. Bu hamle, hem tarihsel aidiyetin korunması hem de resmi evraklardaki standardizasyon açısından son dönemin en dikkat çeken il adı düzenlemelerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.

Benzer şekilde, Akdeniz'in önemli liman kentlerinden biri olan Mersin, 1933 yılında Silifke ile birleştirilerek İçel adını almış, ancak 2022 yılında yapılan yasal bir düzenlemeyle yeniden ve resmen Mersin adını alarak tarihi kimliğine kavuşmuştur. Halkın ve kamunun zaten ağırlıklı olarak Mersin ismini kullanması, bu değişikliğin hem pratik bir ihtiyaç hem de aidiyetin tescili olmasını sağlamıştır.

... Bu idari süreçlerin yanı sıra, coğrafi ve kültürel aidiyetin bir gereği olarak Cumhuriyet tarihi boyunca pek çok ilin ismi Türkçeleştirilmiş ya da bölgesel tarihi kökenlerine uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. Örneğin, Elaziz'in Elazığ, Diyarbekir'in Diyarbakır olması veya Menteşe'nin Muğla, Bozok'un Yozgat adını alması bu dönüşümün en somut örneklerindendir.

Türkiye'de son olarak resmi adı hukuki bir düzenlemeyle değiştirilen ve kamuoyunda "adı değişen son il" olarak bilinen süreç, İçel'in yeniden Mersin adını almasıyla gerçekleşmiştir. 1933 yılında Silifke ile birleşerek merkez ismi İçel olarak değiştirilen bu Akdeniz kenti, halkın ve kurumların kullanımında zaten ağırlıklı olarak Mersin olarak anılmaktaydı. 2002 yılında çıkarılan kanunla ilin resmi adı tamamen Mersin olarak tescil edildi ve böylece hem idari belgelerdeki ikilik ortadan kaldırıldı hem de coğrafi ad verme geleneginde tarihsel bir uyum sağlandı.

Sonuç olarak, şehir isimlerinin değiştirilmesi sadece idari bir harita güncellemesi değildir; her bir isim, o toprağın geçmişini, folklorunu, milli mücadelesini ve kültürel kimliğini geleceğe taşıyan yaşayan birer mirastır. Türkiye'nin idari geçmişine bakıldığında, isim değişikliklerinin çoğunlukla toplumsal hafızayı güçlendirmek ve coğrafi bütünlüğü sağlamak amacıyla yapıldığı açıkça görülmektedir.