Kuzey Afrika’nın homojen yapısının aksine, Sahra Altı Afrika’da İslamiyet, yerel kültürler ve diğer inançlarla zengin bir sentez oluşturarak gelişmiştir. Özellikle Batı Afrika’da Senegal, Mali ve Nijer gibi ülkelerde nüfusun çok büyük bir bölümü İslam’ı benimsemiştir. Kıtanın en kalabalık ülkesi olan Nijerya, kuzeyindeki yoğun Müslüman nüfusuyla sadece Batı Afrika’nın değil, tüm kıtanın en büyük İslam topluluklarından birine ev sahipliği yapar. Doğu Afrika’da ise Somali, Cibuti ve Sudan gibi ülkeler, tarihi ticaret yolları ve Arap Yarımadası ile olan yakın kültürel bağları sayesinde yüksek oranda Müslüman nüfusa sahiptir.

Kıtadaki Müslüman varlığını sadece coğrafi ve demografik oranlarla ele almak eksik olur; demografik dinamikler de büyük bir önem taşır. Afrika, dünyadaki en genç ve en hızlı büyüyen nüfusa sahip kıtadır. Bu demografik hareketlilik, genel nüfus artış hızına paralel olarak kıtadaki Müslüman nüfusunun da her geçen yıl sayısız milyonlarca artmasını sağlamaktadır. Araştırma merkezlerinin verilerine göre, önümüzdeki 30 ila 40 yıl içerisinde küresel Müslüman nüfusunun merkez üssünün Asya'dan Afrika kıtasına kayabileceği öngörülmektedir. Bu durum, İslam coğrafyasının geleceği açısından Afrika’nın stratejik ağırlığını katbekat artırmaktadır.

Sonuç olarak Afrika, toplam nüfusunun neredeyse yarısına denk gelen yarım milyardan fazla Müslüman ile İslam dünyasının dinamik ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Kuzeyin kadim medeniyet merkezlerinden, Sahra'nın çöl yollarına ve Doğu Afrika'nın kıyıkentine kadar uzanan bu geniş coğrafya, sadece sayısal bir büyüklük değil, aynı zamanda İslam'ın küresel medeniyet tarihindeki en canlı ve üretken uygulama alanlarından birini temsil etmektedir. Kıtanın gelecekteki sosyopolitik ve ekonomik yapısında Müslüman topluluklar belirleyici bir rol oynamaya devam edecektir.