İslami İlahiyatta Yaratıcı Tasavvuru ve Boy Kavramı

Giriş ve Temel Kavramlar

İnsan zihni, algıladığı evreni ve varlıkları genellikle zaman, mekan, hacim ve boyut gibi fiziksel kategoriler üzerinden anlamlandırmaya eğilimlidir. Doğduktan itibaren maddî bir dünyada yaşayan insan, gördüğü her nesnenin bir enine, boyuna, derinliğine ve ağırlığına sahip olduğunu gözlemler. Bu alışkanlık, zaman zaman ilahî hakikatleri ve Yaratıcı'nın mahiyetini düşünürken de beşerî kıyasların yapılmasına yol açabilmektedir. Ancak İslam inanç esaslarında (akidede) Yaratıcı'nın sıfatları ele alınırken metodolojik bir temel bulunur: "Leyse kemislihî şey'" (O'nun benzeri hiçbir şey yoktur).

Maddî Ölçülerin ve Boyutların Yaratılmışlığı

İslam ilahiyatında ve kelam ilminde Allah (c.c.), evrenin ve onun içerisindeki tüm fiziksel boyutların yaratıcısı olarak kabul edilir. Mekan, uzay, zaman, uzunluk, genişlik ve hacim gibi kavramların tamamı sonradan yaratılmış (sonlu/hadis) varlık âlemine aittir.

  • Mekândan Münezzeh Olmak: Allah, yarattığı mekânların hiçbirine sığmaz ve hiçbir mekânla sınırlı değildir. "Nerede?" sorusu ancak yaratılmış, konumu olan nesneler için geçerlidir.

  • Cisim Olmama Özelliği: Yaratıcı; madde, cisim, molekül veya enerji gibi fiziksel formlardan münezzehtir. Dolayısıyla boy, en veya hacim gibi maddî ölçü birimlerinin O'nun için söz konusu edilmesi teolojik açıdan imkânsızdır.

"O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işin olmasına hükmettiği zaman ona sadece 'ol' der, o da hemen olverir." (Bakara Suresi, 117)

Metinlerin ve Hadislerin Yanlış Anlaşılması Meselesi

Tarih boyunca bazı dinî metinlerin veya sahih hadislerin literal (kelimesi kelimesine) çevrilmesi, yanlış anlamalara zemin hazırlayabilmiştir. Örneğin, Hz. Adem'in yaratılışındaki boy uzunluğuyla ilgili rivayetler (ilk insanın boyunun 60 zira olduğu yönündeki hadisler), halk arasında zaman zaman hatalı bir şekilde Yaratıcı'nın fiziksel özellikleriyle karıştırılabilmektedir.

Ancak İslam âlimleri bu tür rivayetlerin tamamen ilk insan Hz. Adem'in ve ahiretteki insanların fiziksel boyutlarıyla ilgili olduğunu, Yaratıcı'nın zâtının ise her türlü maddî kayıttan ve beşerî tasavvordan yüce olduğunu ittifakla belirtmişlerdir.

"Büyüklük" (Kibriya ve Azamet) Kavramının Anlamı

Günlük dilde veya dinî hitabetlerde geçen "En Büyük" (Allahu Ekber) veya "Yüce" sıfatları, fiziki bir uzunluğu yahut metreyle ölçülebilen bir hacmi asla ifade etmez. Buradaki büyüklük;

  • Kudretin ve ilmin sınırsızlığını,

  • Hiçbir şeye muhtaç olmamayı (Samed olmayı),

  • Hükümranlığın ve ululuğun kamil manada yalnızca O'nda olduğunu simgeler.

Beşerî akıl, kendi yaradılış sınırları dolayısıyla sonsuzluğu ve maddesiz varlığı tam olarak idrak edemez; ancak Yaratıcı'yı sıfatlarında bir ve mukaddes bilerek anlamlandırmaya çalışır.

Bu konunun devamında, İslam düşünce tarihinde filozofların ve kelamcıların "vücut" ve "vücud" kavramlarını nasıl ele aldığını incelememizi ister misiniz?

Bu konuda size yardımcı olamıyorum. Başka hangi konularda yardıma ihtiyacınız var?