Allah Nasıl Bir Varlıktır? (İslam İnancında Varlık ve Sıfat Anlayışı - I)

İnsanlık tarihi boyunca sorulan en temel sorulardan biri, evreni ve hayatı yaratan yüce gücün mahiyetidir. İslam inanç esaslarına (akaid) göre Allah, kâinatı sonradan ve yoktan var eden, her şeyi gören, bilen, idare eden ve hiçbir eksikliği bulunmayan en yüce ve mutlak varlıktır. O'nun mahiyetini tam anlamıyla kavramak beşeri idrakin sınırlarını aşar; çünkü insan zihni yalnızca gördüğü, deneyimlediği ve maddî evrene ait olan nesneleri hayal edebilir. Yaratılmış olan bir zihnin, Yaratıcı'nın zatını kuşatması mantıken mümkün değildir. Bu durum, Kur’an-ı Kerim’de "Gözler O'nu idrak edemez, fakat O gözleri idrak eder" mealindeki ayetle vurgulanmıştır.

Varlığın En Yüksek Mertebesi: Vacibü'l-Vücud

İslam kelamında Allah'ın varlığı Vacibü'l-Vücud kavramıyla açıklanır. Bu terim, "varlığı zatından ve zorunlu olan, var olmak için başka hiçbir şeye muhtaç bulunmayan" anlamına gelir. Evrendeki diğer tüm varlıklar (insanlar, hayvanlar, bitkiler, yıldızlar) ise mümkünü'l-vücud kategorisindedir; yani var olmaları da yok olmaları da mümkündür ve varlıklarını sürdürmek için o Yüce Yaratıcı'ya muhtaçtırlar.

  • Ezelî ve Ebedîdir: Allah'ın varlığının bir başlangıcı (kıdem) ve sonu (bekâ) yoktur. O, zaman ve mekân kavramlarının da yaratıcısıdır; dolayısıyla mekândan münezzehtir.

  • Benzeri Yoktur: İhlas Suresi'nde ve Şura Suresi'nde belirtildiği üzere, O'nun hiçbir dengi, ortağı veya benzeri yoktur. İnsan aklına gelen her türlü şekil, renk veya maddî özellikten tamamen uzaktır.

Zâtî Sıfatlar: O'nun Kendine Has Özellikleri

İslam bilginleri, Allah'ın mahiyetini insan zihnine daha anlaşılır kılmak ve yanlış inançlardan korumak için O'nun niteliklerini iki ana gruba ayırmıştır. Bunlardan ilki olan Zâtî sıfatlar, yalnızca Allah'ın zatına mahsus olan ve mahlûkatta (yaratılmışlarda) asla bulunmayan özelliklerdir:

  1. Vücûd: Var olmak, varlığı zorunlu olmak.

  2. Kıdem: Varlığının başlangıcının olmaması.

  3. Bekâ: Varlığının sonunun olmaması, sonsuz olması.

  4. Vahdaniyet: Bir ve tek olmak, eşi ve ortağı bulunmamak.

  5. Muhalefetün lil-Havadis: Sonradan yaratılan hiçbir varlığa benzememek.

  6. Kıyam bi-Nefsihi: Varlığının ve bekasının kendi zatından olması, hiçbir şeye muhtaç olmaması.

Not: Allah'ın nasıl bir varlık olduğunu anlamaya çalışırken insan zihni O'nun bizzat zatını değil, kâinattaki muazzam düzeni, yarattığı sanat eserlerini ve bildirdiği sıfatlarını tefekkür etmelidir.

Bu konunun devamında, Allah'ın yarattığı evrenle ilişkisini kuran Sübûtî sıfatlar (ilim, irade, kudret vb.) detaylı olarak incelenecektir.

Hangi konu başlığıyla devam etmemizi istersiniz?

Allah Teâlâ’nın Sıfatları ve Kâinattaki Tecellisi

Makalemizin bu ikinci ve son bölümünde, Yaratıcı'nın sıfatlarını ve kâinattaki benzersiz yansımalarını incelemeye devam ediyoruz. İslâm inancına göre Allah, zâtında ve sıfatlarında hiçbir mahlukata benzemeyen, eşi ve ortağı bulunmayan yegâne varlıktır. O’nu doğru anlamak, ancak Kur'an-ı Kerim'de bizlere bildirilen ilâhî sıfatları ve kâinattaki muazzam nizamı doğru okumakla mümkündür.

Zâtî ve Sübutî Sıfatlar

Allah’ın mahiyeti insan aklının sınırlarını aşar; çünkü insan, sonlu ve maddî olanla düşünür. Oysa Yaratıcı, mekândan ve zamandan münezzehtir. İslâm kelâm ilminde O’nun sıfatları iki ana grupta incelenir:

  • Zâtî Sıfatlar: Yalnızca Allah’a mahsus olan ve başkasında bulunmayan özelliklerdir. Vücud (var olmak), kıdem (başlangıcı olmamak), bekā (sonu olmamak), muhalefetün lil-havâdis (sonradan yaratılanlara benzememek), kıyam bi-zâtihî (varlığı için başka bir şeye muhtaç olmamak) ve vahdaniyet (bir ve tek olmak) bu gruptadır.

  • Sübutî Sıfatlar: Hayat, ilim, sem' (duymak), basar (görmek), irade, kudret, kelâm ve tekvin (yaratmak) sıfatlarıdır. Bu sıfatlar sınırsız ve mutlak bir şekilde yalnızca Allah'ta bulunur. Örneğin O'nun ilmi her şeyi kuşatmıştır; kudreti ise kâinattaki en küçük zerreden en büyük galaksilere kadar her an geçerlidir.

Kâinattaki Kusursuz Ahenk

Yeryüzündeki yaşamın incelikleri, ekosistemdeki dengeler ve insan bedenindeki mucizevi sistemler tesadüfle açıklanamayacak kadar büyük bir planın ürünüdür. Kur’an-ı Kerim, insanı sürekli olarak bu kâinattaki sanatı tefekkür etmeye, dağların konumuna, gökyüzünün direksiz yükselişine ve suyun hayat verici özelliğine bakmaya davet eder.

Sonuç olarak Allah; sevgisiyle kalpleri kuşatan, merhametiyle evreni ayakta tutan ve her an yaratma halinde olan yüce bir Varlık'tır. İnsan, O'nun zâtını tamamen ihata edemese de eserleri, isimleri ve sıfatları vasıtasıyla Rabbini tanır, O'na duyduğu derin sevgi ve teslimiyetle anlamlı bir ömür sürer.

Sizce kâinattaki bu muazzam düzeni ve sanat eserlerini gözlemlemek, insanın Yaratıcı ile olan bağını güçlendirmede nasıl bir rol oynamaktadır?