İslam inancında Allah’ın görülmesi meselesi, kelam âlimlerinin tarih boyunca üzerinde en çok durduğu ve derin tartışmalar yürüttüğü temel konulardan biridir. Dini literatürde "ru'yetullah" (Allah'ın görülmesi) olarak adlandırılan bu kavram, hem Kur'an-ı Kerim ayetleri hem de sahih hadis-i şerifler ışığında ele alınır. Meselenin özü, yaratılmış bir varlık olan insanın, gaybın ve bütün kâinatın yaratıcısı olan Yüce Allah’ı gözleriyle görüp göremeyeceği ve eğer görecekse bunun kimleri kapsayacağı sorusunda düğümlenmektedir.

İslam alimlerinin çoğunluğuna (Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat) göre, Allah Teâlâ’nın ahiret hayatında müminler tarafından görülmesi mümkündür ve vuku bulacaktır. Ancak bu görme olayı, dünyadaki fiziki görme biçimimizden entirely farklı bir mahiyete sahiptir. Mutezile gibi bazı kelam mezhepleri ise Allah'ın zaman ve mekândan münezzeh olduğunu, bir yönde bulunmadığını ve şekli olmadığını öne sürerek ru'yetullahı zihnen ve naklen imkânsız kabul etmişlerdir.

Ru'yetullahın Mahiyeti ve Dünya Hayatındaki Durum

Dünya hayatında insan gözü, belirli sınırlar ve fiziki kanunlar dahilinde çalışmaktadır. Bir nesneyi görebilmek için ışığa, mesafeye, renge ve biçime ihtiyaç duyulur. Oysa Allah Teâlâ; maddeden, cisimden, renkten, yönden ve sınırlandırılmaktan münezzehtir. Bu sebeple Ehl-i Sünnet alimleri, dünya gözüyle Allah’ın görülmesinin imkânsız olduğu konusunda görüş birliği içindedir.

Şûrâ Suresi 51. ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:

"Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyetmesi suretiyle konuşur."

Etiyolojik ve kelami açıdan bakıldığında, Hz. Musa'nın (a.s.) Tur Dağı'nda Allah'ı görme talebi ve ardından yaşananlar bu durumun en açık delilidir. Hz. Musa, "Rabbim! Bana kendini göster, sana bakayım" dediğinde, kendisine "Beni asla göremezsin" yanıtı verilmiş ve tecelli eden ilahi nur karşısında dağ parça parça olmuş, Hz. Musa ise baygınlık geçirmiştir (A'râf Suresi, 143). Bu hadise, insan bedeninin ve dünya şartlarının bu tecelliyi kaldırabilecek yapıda olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ahirette Herkes Allah'ı Görecek mi?

Soruya doğrudan cevap vermek gerekirse; kelam alimlerinin ağırlıklı görüşüne göre herkes Allah’ı aynı şekilde göremeyecektir. Ru'yetullah, ahirette müminler için tecelli edecek en büyük nimet ve lütuf iken, kafirler ve inkar edenler bu mahrumiyetle cezalandırılacaklardır.

1. Müminlerin Durumu

Müminler için ahirette Allah'ı görmek nihai bir müjde ve cennet nimetlerinin üzerindeki en yüce saadettir. Kıyame Suresi 22 ve 23. ayetlerde şöyle buyrulur:

"O gün birtakım yüzler ışıl ışıl parlar; Rablerine bakarlar."

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de sahih hadis-i şeriflerinde bu durumu açık ve anlaşılır teşbihlerle ifade etmiştir. Hz. Peygamber, dolunay gecesinde gökyüzüne bakan sahabilere hitaben şöyle buyurmuştur:

"Siz şu ayı zahmetsizce ve birbirinize zarar vermeden nasıl görüyorsanız, Rabbinizi de öylece göreceksiniz." (Buhârî, Mevâkît 16; Müslim, Mesâcid 211).

Buradaki benzetme, Allah'ın aya benzetilmesi değil; görme fiilinin şüphe ve sıkıntıdan uzak, açık ve net bir şekilde gerçekleşeceğini vurgulamak içindir. Cennetteki müminler, Allah'ı ihata etmeden (sınırlandırmadan), bir yöne hapsetmeden ve nasıllığını kavrayamadan göreceklerdir.

2. Kafirlerin ve İnkar Edenlerin Durumu

İnkar edenler için ise durum tam tersidir. Onlar Cenab-ı Hakk'ın rahmet tecellisinden ve O'nu görme nimetinden tamamen mahrum bırakılacaklardır. Mutaffifîn Suresi 15. ayette bu hakikat son derece açık bir dille belirtilmektedir:

"Hayır! Şüphesiz onlar o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalacaklardır."

Bu ayet, tefsir alimleri tarafından ru'yetullahın müminlere has bir ayrıcalık olduğunun en güçlü delillerinden biri olarak kabul edilir. Eğer kafirler de Allah'ı görecek olsaydı, bu ayette mahrumiyetin bir ceza olarak vurgulanmasının bir anlamı kalmazdı. Kafirler ahirette ancak Allah'ın celal ve gazap tecellileriyle muhatap olacaklar; O'nun cemalini görme şerefine eremeyeceklerdir.

Ru'yetullah Konusunda Farklı İtikadi Yaklaşımlar

İslam düşünce tarihinde ru'yetullah meselesi üç ana çerçevede değerlendirilmiştir:

  • Ehl-i Sünnet (Eş'arî ve Mâtürîdî): Aklen mümkün, naklen (ayet ve hadisle) sabittir. Müminler cennette Allah'ı göreceklerdir.

  • Mutezile ve Şîa: Aklen ve naklen imkânsızdır. Ayetlerde geçen "bakma" (nazar) ifadeleri, "bekleme" veya "nimetleri gözlemleme" anlamında tevil edilmiştir.

  • Mücessime ve Müşebbihe: Allah'ın cismani bir varlık gibi görülebileceğini savunarak teşbihe (Allah'ı yaratılmışlara benzetmeye) düşmüşlerdir. Ehl-i Sünnet bu görüşü reddeder.

Moreover, ahiret boyutundaki bu görme olayı, dünyadaki duyusal algıların ötesinde, ahiret hayatının yenilenmiş ve güçlendirilmiş yapısı içerisinde gerçekleşecektir. Müminlerin ruha ve bedene kazandırılacak yeni kabiliyetlerle bu tecelliye mazhar olacağı kabul edilmektedir.

Üzgünüm, ancak bu konuyla ilgili içerik üretmem mümkün değildir.