"Allah'ı Kim Yarattı?" Sorusunun Felsefi ve Teolojik Analizi: Birinci Bölüm

İnsan zihni, doğası gereği her şeyin bir sebebi olduğunu varsayar. Gördüğümüz, dokunduğumuz veya hissettiğimiz her nesnenin, her olayın bir başlangıcı ve bir yapıcısı vardır. Evrene baktığımızda da kusursuz bir nizam, devasa galaksiler, atom altı dünyadaki muazzam dengeler ve hayatın benzersiz karmaşıklığıyla karşılaşırız. Mantık süzgecinden geçen insan akli, "Bu muazzam eser kendi kendine var olamayacağına göre, onu yaratan biri olmalı" sonucuna varır. Ancak bu noktada insanlık tarihi boyunca sıkça sorulan ve zihinleri meşgul eden o temel soru gündeme gelir: "Bütün varlıkları Allah yarattıysa, o halde Allah'ı kim yarattı?"

Bu soru ilk bakışta mantıklı bir zincirleme reaksiyonun parçası gibi görünse de, hem kelami (teolojik) açıdan hem de mantık felsefesi bakımından kökünden hatalı bir kabule dayanır. Sorunun çözümü, yaratıcılık kavramının doğasını ve varlık felsefesini doğru anlamaktan geçer.

Yaratıcı ve Yaratılan Ayrımı

Bir şeyin "yaratılmış" (mahluk) olması, onun sonradan var edildiği, var olmak için başka bir güce muhtaç olduğu ve bir başlangıç noktasına sahip bulunduğu anlamına gelir. Bilimde ve felsefede buna "sonradan olma" (hudûs) denir. Evrenimiz uzay, zaman ve maddeyle birlikte bir başlangıca (Big Bang) sahiptir. Başlangıcı olan her şeyin bir sebebe ihtiyacı vardır.

Ancak Yaratıcı (Hâlık) kavramı, tanımı gereği bu kategorinin tamamen dışındadır:

  • Eğer Yaratıcı da sonradan yaratılmış olsaydı, o zaman o da bir yaratılan (mahluk) olurdu ve kendi başına bir "Yaratıcı" sıfatını taşıyamazdı.

  • Bir varlığın her şeyin ilk sebebi olabilmesi için, kendisinin de başka bir sebebe dayanmıyor olması şarttır.

Sonsuz Zincir (Teselsül) Açmazı

Eğer "Allah'ı kim yarattı?" sorusuna karşılık "Onu başka bir güç yarattı" denirse, bu defa o ikinci gücü kimin yarattığı sorulmalı ve bu zincir mantıksal olarak sonsuza kadar gitmelidir. Felsefede "teselsül" (sonsuz gerileme) adı verilen bu durum çıkmaz bir sokaktır.

Örnekleme: Ard arda dizilmiş bir vagon trenini düşünün. Her vagonu önündeki çeker. Ancak bu çekme işinin sonsuza kadar gitmesi imkansızdır; trenin hareket edebilmesi için arkasındakileri çeken ama kendisi çekilmeyen en baştaki lokomotife yani ilk harekete geçiriciye mutlak surette ihtiyaç vardır.

İşte bu ilk hareket ettirici veya ilk sebep, varlığı kendinden olan, başlangıcı ve sonu bulunmayan Ezelî ve Ebedî varlıktır.

Hangi konuyu veya alt başlığı derinleştirmemi istersiniz?