Allah’ı Rüyada Görmek Mümkün mü? İslami Kaynaklar ve Alimlerin Görüşleri Işığında Bir İnceleme
İslam inancında Yüce Allah’ın zatı, mahiyeti ve insan zihni ile kavranabilirliği öteden beri en temel kelamî ve tasavvufî konulardan biri olmuştur. Müminlerin gönlünde yer eden "Rabbini tanıma ve O’na yakın olma" arzusu, tarih boyunca "Allah rüyada görülebilir mi?" sorusunu sıkça gündeme getirmiştir. İnananlar için son derece hassas ve derin olan bu mesele, hem Kur’an-ı Kerim ayetleri ve hadis-i şerifler hem de İslam alimlerinin ortak içtihatları çerçevesinde titizlikle ele alınmıştır.
İslam İnancında Görsel Algı ve "Ru'yetullah" Kavramı
İslam akidesinde Allah’ın görülmesi meselesi "Ru’yetullah" başlığı altında incelenir. Ru'yetullah, Yüce Allah’ın dünya gözüyle, ahirette veya rüyada müşahede edilip edilemeyeceğini konu alır.
Dünya hayatında Allah’ı baş gözüyle (yakaza halinde) görmenin imkânsızlığı konusunda İslam alimleri arasında tam bir icma (uzlaşı) vardır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de En'âm Suresi 103. ayet-i kerimede şöyle buyrulur: "Gözler O’nu idrak edemez; O ise gözleri idrak eder." Benzer şekilde, Hz. Musa’nın (a.s.) Tur Dağı’nda Allah’ı görme isteği üzerine kendisine verilen "Sen beni asla göremezsin..." (A'râf, 7/143) ilahi cevabı, dünya hayatının şartları ve insan bedeninin sınırlılığı nedeniyle Cenâb-ı Hakk’ın doğrudan baş gözüyle görülemeyeceğini net bir şekilde ortaya koyar.
Ancak söz konusu rüya (uyku hali) olduğunda, alimlerin değerlendirmeleri fiziksel algı sınırlarından çıkarak ruhanı ve kalbî idrak boyutuna taşınır.
Rüyada Allah’ı Görmek Mümkün müdür?
Ehl-i Sünnet alimlerinin büyük çoğunluğuna (Eş'ariyye ve Maturidiyye ekollerine) göre, Allah’ı rüyada görmek aklen ve şaren mümkündür.
Buradaki temel mantık şudur: Rüyada gerçekleşen görme eylemi, baş gözünün biyolojik işleviyle değil, ruhun ve kalbin manevi algısıyla gerçekleşir. Rüyadaki idrak, dünya alemindeki fiziksel kurallara tabi değildir. Bu nedenle insan ruhu, uyku halinde dünyevi bağlardan bir nebze sıyrılarak manevi tecellilere mazhar olabilir.
Bununla birlikte alimler, bu imkânın niteliği konusunda çok önemli şerhler düşmüşlerdir:
Şekilsiz ve Benzersiz Görme: Allahu Teâlâ zamandan, mekândan, cisimden ve biçimden münezzehtir (uzaktır). Dolayısıyla bir kimse rüyasında Allah’ı gördüğünü hissederse, O’nu herhangi bir insana, nesneye, ışığa veya şekle benzeterek göremez.
Kalbî İdrak ve Tecelli: Rüyada yaşanan bu durum, Allah’ın zatının şekilsel bir tezahürü değil; O’nun azametinin, rahmetinin veya kelamının kulun kalbinde tecelli etmesidir. Kul, rüyasında Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda olduğunu, O’nun kendisine hitap ettiğini veya O’nun manevi huzurunu hissettiğini anlar.
Hadis-i Şeriflerde Rüyada Allah’ı Görmek
Rüyada Allah’ı görmenin imkânına dair en güçlü deliller, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bizzat kendi deneyimlerini aktardığı hadis-i şeriflerdir.
Sahih kaynaklarda yer alan bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Rabbimi en güzel bir surette (tecellide) gördüm. Bana dedi ki: 'Ey Muhammed! Mele-i A'lâ (yüce melekler topluluğu) ne hakkında tartışıyorlar?'..." (Tirmizî, Tefsîru'l-Kur'ân, 39)
Bu hadis-i şerif, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) uykusunda Allah’ın ilahi tecellisine mazhar olduğunu açıkça göstermektedir. Alimler, Peygamberler için rüyanın bir vahiy türü olduğunu ve bu tür tecellilerin öncelikle peygamberlere, ardından onların izinden giden salih ve veli kullara nasip olabileceğini belirtmişlerdir.
Büyük İslam Alimlerinin Görüşleri
İslam tarihine yön veren büyük fakihler, kelamcılar ve mutasavvıflar rüyada Allah’ı görme konusunu kısıtlamalar ve ölçüler getirerek kabul etmişlerdir:
İmam-ı Azam Ebu Hanife: İslam akidesinin kurucularından İmam Ebu Hanife’nin rüyasında yüz defa Allahu Teâlâ’yı gördüğü, son rüyasında ümmetin azaptan nasıl kurtulacağını sorduğu ve kendisine ihlasla ibadet etmenin öğütlendiği tarihi kaynaklarda ve menkıbelerde aktarılır.
İmam Ahmed b. Hanbel: Hanbelî mezhebinin kurucusu İmam Ahmed b. Hanbel de rüyasında Rabbini gördüğünü ifade etmiş ve "Ey Rabbim! Sana yakınlaşmak isteyenlerin en faziletli ameli nedir?" diye sorduğunda, "Benim kelamımı (Kur’an’ı) okumaktır" cevabını aldığını nakletmiştir.
İmam İbn Sirin: Rüya tabirleri konusunda otorite kabul edilen İbn Sirin, bir kimsenin rüyasında Allah’ı görmesini en büyük müjdelerden biri olarak değerlendirir. Ancak bunun şartının, görülen tecellinin teşbih (benzetme) ve tecsim (cisimleştirme) unsurları taşımaması olduğunu vurgular.
İmam Mâlik ve İmam Şâfii: Bu iki büyük imam da rüyada Allah’ı görmenin caiz olduğunu, ancak bunun bir şekil olarak değil, kulun kalbine ilham edilen bir marifet ve heybet hissi olarak gerçekleşeceğini belirtmişlerdir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.