İçindekiler
Doğu Çin Denizi’ndeki küçücük bir kaya parçası için iki nükleer ve ekonomik devin devasa donanmalarını burun buruna getirmesi kulağa biraz akıl dışı gelebilir; ancak Asya-Pasifik dengelerini sarstığı bir gerçek. Kısa cevap: Evet, derin bir jeopolitik ve tarihi rekabet içindeler. Fakat bu durum klasik bir "düşmanlık" tanımından ziyade, tarihin kırılmalarıyla şekillenmiş, ticaretle maskelenmiş ve Soğuk Savaş kalıntılarıyla beslenen karmaşık bir satranç oyununu andırıyor.
I. Gölgelerin Uzunluğu: Tarihsel Nefretin ve Rekabetin Kökleri
İki ülke arasındaki gerilimi anlamak için zamanı biraz geriye sarmak şart. Yüzyıllar boyunca Çin, Doğu Asya'nın tartışmasız kültürel ve siyasi güneşiydi; Japonya ise bu medeniyet çemberinin çeperinde kaligrafiden Budizm'e kadar pek çok şeyi sünger gibi emen bir öğrenciydi. Ancak 19. yüzyılın sonlarında işler beklenmedik bir şekilde tersine döndü. Meiji Restorasyonu ile hızla sanayileşen ve Batılı tarzda militaristleşen Tokyo, hantal ve çökmekte olan Qing Hanedanlığı'nı 1894-1895 Birinci Çin-Japon Savaşı'nda hezimete uğrattı. Bu tarihi kırılma, Pekin’in zihninde trajik bir "Yüz Yıllık Aşağılanma" döneminin kapısını araladı.
Asıl derin travma ise 1930’larda yaşandı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon İmparatorluk Ordusu'nun Çin topraklarını işgali, Nanking Katliamı gibi tarifsiz trajedilere yol açtı. Milyonlarca Çinlinin hayatını kaybettiği bu kara sayfa, modern Çin ulusal kimliğinin harcına dönüştü. Bugün Pekin yönetimi, toplumdaki ulusalcı damarı canlı tutmak için bu tarihsel hafızayı düzenli olarak tazelerken; Japonya'da siyasilerin savaş suçlularının da anıldığı Yasukuni Tapınağı'nı ziyaret etmesi her defasında bardağı taşıran bir damla oluyor.
II. Düşmanlık Mekanizması: Krizler Ve Gerilim Adım Adım Nasıl Tırmanıyor?
Çin ve Japonya arasındaki sürtüşme rastgele patlamıyor; belirli bir kriz mekanizması üzerinden tıkır tıkır işliyor. Süreç genelde şöyle gelişiyor:
Birinci Aşama: Söylem Savaşı ve Semboller. İlk kıvılcım genelde tarihsel bir anma günü veya müfredat tartışmasıyla çakar. Çin medyası Tokyo’nun "yeniden militaristleşme" adımlarını manşetlere taşırken, Tokyo tarafı Pekin’in Doğu Çin Denizi’ndeki askeri varlığından duyduğu rahatsızlığı dile getirir.
İkinci Aşama: Sahada Nüfuz Gösterisi. Söylem sertleştikçe, askeri unsurlar devreye girer. Çin sahil güvenlik gemileri tartışmalı sulara girer, Japonya ise savaş uçaklarını havalandırarak karşılık verir. Karşılıklı tatbikatlar ve radar kilitlemeleri bu aşamanın vazgeçilmezidir.
Üçüncü Aşama: Ekonomik Misilleme. Diplomatik ipler gerildiğinde Pekin, sahip olduğu devasa pazar gücünü bir silah gibi kullanmaktan çekinmez. Japon mallarına yönelik örtülü boykotlar, gümrüklerde zorlaştırmalar veya kritik hammadde ihracatına sınırlamalar getirilir.
Dördüncü Aşama: ABD Faktörünün Devreye Girmesi. Japonya, ABD ile olan güvenlik ittifakına sığınarak savunma bütçesini artırır. Çin ise bunu kendisine yönelik bir çevreleme stratejisi olarak okur ve döngü en başa sarar.
III. Bir Kriz Anatomisi: Senkaku / Diaoyu Adaları Düğümü
Bu mekanizmanın somutlaştığı en net alan, Japonların Senkaku, Çinlilerin ise Diaoyu olarak adlandırdığı, üzerinde insan yaşamayan bir grup kayalıktır. 2012 yılında Japon hükümetinin bu adaları özel mülkiyetindeki bir Japon aileden satın alarak "kamulaştırması", iki ülke arasındaki ilişkileri adeta bir uçurumun kenarına getirdi. Pekin bu hamleyi egemenlik haklarına açık bir tecavüz olarak değerlendirdi.
Olayın ardından Çin genelinde devasa anti-Japon protestoları patlak verdi; Japon markalı araçlar yakıldı, fabrikalar yağmalandı. Çin yönetimi, bu kayalıkların etrafındaki karasularına rutin Sahil Güvenlik devriyeleri göndermeye başladı ve bölgedeki fiili durumu tek taraflı olarak değiştirdi. Küçük bir ada kümesi, devasa iki ekonominin jeopolitik hırslarının ve bastırılmış tarihsel kinlerinin sahnesi haline geldi.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.