İnsanlar Allah’ı Görecek mi? İslâm Akaidinde Rüyetullah Meselesi (Bölüm 1)
İnsanoğlu var olduğu günden bu yana yaradılış gayesini, kâinattaki yerini ve ölüm ötesi hayatın sırlarını merak etmiştir. Bu büyük merak halkasının merkezinde ise "Yaradan'ı görmek" arzusu yer alır. "İnsanlar Allah’ı görecek mi?" sorusu, İslam kelam tarihinin ve akaid ilminin en derin, en çok tartışılan ve bir o kadar da heyecan verici konularından biridir. Ehl-i sünnet vel-cemaat inancına göre müminlerin ahirette, yani cennette Yüce Allah’ı cemalini göreceği (Rüyetullah) katî bir gerçek olarak kabul edilir.
1. Fıtri Bir Arzu: Yaradan’ı Görme İsteği
İnsanın ruhunda, görünmeyeni tanıma ve bilme isteği fıtri bir özelliktir. Akıl sahibi bir varlık, kendisine hayat veren, onu en güzel surette yaratan ve sonsuz nimetler bahşeden Zat’ı tanımak, O'na yakınlaşmak ister. Hz. Musa’nın Tûr Dağı’nda yaşadığı tecrübe, bu fıtri aremanın en somut tarihi ve ilahi örneğidir.
"Musa mevsîtimize gelip de Rabbi onunla konuşunca, 'Rabbim, bana kendini göster, sana bakayım' dedi. Allah, 'Beni asla göremezsin, ancak dağa bak; eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin' buyurdu." (A'râf, 7/143)
Bu ayet, dünyevi hayatın sınırlı ve maddeye bağlı şartları altında insanın göz yapısının Yüce Allah’ın azametini ve nurunu ihata etmeye (kuşatmaya) elverişli olmadığını gösterir. Dünya, imtihan yurdudur ve gayba iman etme esas üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla dünyada gözlerle Allah'ı görmek mümkün değildir;
2. Kur'an-ı Kerim'de Rüyetullah Delilleri
İslam akaid alimleri, ahirette müminlerin Allah’ı göreceğine dair Kur’an’da pek çok açık delil bulunduğunu ifade etmişlerdir. Bu konudaki en meşhur ayetlerden biri Kıyâme Suresi’nde yer alır:
"O gün öyle yüzler vardır ki taptazedir, parıl parıl parlar."
"Rablerine bakıp dururlar." (Kıyâme, 75/22-23)
Ayette geçen "nazar" (bakmak) kelimesi, Arap dili gramerine ve klasik tefsir kaynaklarına göre gözle görmek manasında kullanılmaktadır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) ve sahabe efendilerimiz de bu ayetleri müminlerin cennette Allah’ı göreceği müjdesi olarak anlamışlardır.
Benzer şekilde, Yûnus Suresi 26. ayetinde geçen "Güzel iş yapanlara daha güzeli ve ziyadesi (fazlası) vardır" ifadesindeki "ziyade" (fazlalık), cennet nimetlerinin ötesinde verilecek en büyük ihsan olarak, yani Cemalullah'ı (Allah'ın yüzünü/zatını) seyretmek olarak tefsir edilmiştir.
3. Cennetin En Büyük Nİmeti
Cennet; altından ırmakların aktığı, maddi zevklerin, ebedi gençliğin ve huzurun bulunduğu tarifsiz bir mekandır. Ancak tüm bu nimetlerin ötesinde, cennet ehline sunulacak öyle bir ikram vardır ki, diğer bütün nimetler onun yanında nispi kalır. Sahih hadis kaynaklarında yer alan rivayetlere göre, cennet ehli cennete yerleştikten sonra Yüce Allah onlara seslenecek ve şöyle buyuracaktır:
"Sizlere vermemi istediğiniz daha bir şey var mı?" Cennetlikler: "Yüzlerimizi ak etmedin mi? Bizi cennete koyup cehennemden kurtarmadın mı? Daha ne isteyelim ki?" diyecekler. İşte o zaman perde kaldırılacak ve onlara verilecek en büyük, en değerli nimet Rablerine bakmak olacaktır.
Bu durum, müminler için saadetin zirvesiyken, kafirler ve inkar edenler için ise bunun tam zıttı bir hüsran olacaktır. Mutaffifîn Suresi 15. ayette buyurulduğu gibi: "Hayır; şüphe yok ki onlar, o gün Rablerini görmekten mahrum bırakılmışlardır."
Ahiret aleminde müminlerin bu eşsiz nimete nasıl kavuşacağı ve hadislerde geçen benzetmelerin mahiyeti sonraki bölümde ele alınacaktır.
Bu konunun detaylandırılmasını istediğiniz farklı bir boyutu var mı?
Âhiret Yurdunda Cemâlullah ve Rü'yet Hakikati
İslâm inanç esaslarında ve kelâm ilminde Rü'yetullah olarak adlandırılan, yani müminlerin ebedî alemde Yüce Yaratıcı'yı görmesi konusu, iman ehlinin en büyük arzusu ve nihai hedefidir.
Âyetler ve Hadisler Işığında Bu Büyük Müjde
Kıyamet Suresi'nin 22. ve 23. âyetlerinde geçen, "O gün yüzler vardır ki parıl parıl parlar ve Rablerine bakarlar" ifadesi, cennet ehlinin yaşayacağı en büyük lütfa işaret eder.
Hadis kaynaklarında ise cennet halkının cennete girdikten sonra Allah Teâlâ'nın onlara "Sizden istemenizi dilediğiniz bir şey var mı?" diye soracağı, onların da "Yüzümüzü ak etmedin mi, bizi cennete koymadın mı?" diyecekleri, bunun üzerine perdenin kaldırılarak Rablerine bakmakla müşerref olacakları aktarılmaktadır.
Nasıl Bir Algı ve İdrak Söz Konusudur?
Dünya hayatındaki fiziksel göz yapımız ve maddî algılarımız sınırlıdır.
"Cennet ehline, Rablerine bakmaktan daha sevimli ve daha değerli hiçbir nimet verilmemiştir." (Müslim, İman, 297)
Sonuç olarak; insanın dünyadaki imtihan sırrını başarıyla tamamlayıp cennete ulaştıktan sonra O'nun cemaliyle şereflenmesi, cennetin tüm diğer maddi nimetlerini geride bırakan en yüce makamdır.
Bu eşsiz manevi ikrama ermek için hangi güzel amellerin artırılması gerektiğini hiç düşündünüz mü?
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.