Ak Budun, Kara Budun Ne Demek?

“Ak budun kara budan” ifadesi, yüzyıllar boyu Türk toplumlarında süregelen bir ayrımcılık ve tabakalaşma gerçeğini anlatır. Ancak burada renklerin kastedildiği değil, semboller olduğu önemlidir. Ak, iktidarın, yönetimdeki seçkinlerin, merkezde yer alanların rengi; kara ise, dışlanan, vergilendirilen, hor görülen, ayağına taş değmiş halkın rengi olarak kullanılır.

Mevlâna Celâleddin Rumî'nin “Ben Ak budundanım” demesi, kendisinin iktidar yapısına yakın bir aileden geldiğini, belli bir statüde olduğunu gösterir. Bunun karşında Derviş Yunus’un “Kara budundanım” demesi, halkın, ezilenlerin, sıradan insanların arasında yer aldığını belirtir. Bu sözler, kimlik değil, sosyal sınıf ve güç dengeleriyle ilgilidir.

İktidar kimde olursa olsun — Selçuklu’da, İlhanlı’da, Osmanlı’da — hep bir Ak budun vardır: kent merkezinde, sarayda, devlet görevlerinde yer alanlar. Ve yine hep bir Kara budun vardır: köylerde, kenarlarda, vergi verip sessizce çalışan, ancak tarihe nadiren giren insanlar.

Bu ayrım, bugün “beyaz Türkler, siyah Türkler” diye adlandırılsa da, aslında daha köklüdür. Türk tarihinde hep bir dualite var: merkez ve periferi, yönetici ve yönetilen, görünüp duyurulan ve görünmez kalan. Ak ve kara budun, bu farkı değil, insanlık onurunu değil, erdemi öne çıkarır. Kim olduktan çok, nerede durduğunuzun fark ettiği tarihte, “kara budun” olmak, bazen çok daha yüce bir anlam taşır.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular