Zihnin Bitmeyen Döngüsü: Overthinking
Günlük hayatın koşuşturmacası içinde hepimiz kararlar alıyor, planlar yapıyor ve sorunlar üzerine düşünüyoruz. Ancak bazen zihnimiz, bir konuyu çözüme kavuşturmak yerine aynı düşünce etrafında dönüp durmaya başlar. İşte dilimize İngilizceden geçen ve son yıllarda sıkça duyduğumuz overthinking kavramı, tam olarak bu durumu, yani gereğinden fazla düşünmeyi ifade eder.
Aşırı düşünmek, sadece geleceğe yönelik kaygılardan ibaret değildir. Geçmişte yaşanan bir tartışmayı, söylenen bir sözü ya da kaçırılan bir fırsatı zihinde defalarca evirip çevirmek de bu sendromun bir parçasıdır. Psikoloji literatüründe bu durum, adeta bir canlının sürekli aynı şeyi çiğnemesine benzetilerek düşünce gevişi (ruminasyon) olarak da adlandırılır. Kişi, zihninde kurduğu senaryoların içinde kaybolur ve bir süre sonra bu döngü, yapıcı bir çözüm üretmekten ziyade zihinsel bir yorgunluğa dönüşür.
Her insan zaman zaman bu tuzağa düşebilir. Önemli olan, zihnin bu dur durak bilmeyen dönme dolabını fark edebilmektir. Overthinking sendromu ile başa çıkmanın ilk adımı, düşüncelerin sadece birer senaryo olduğunu ve her an gerçekleşmeyeceğini kabul etmektir. Zihni şimdiki ana getirmek, hobiler edinmek veya düşünceleri yazıya dökmek, bu bitmek bilmeyen döngüyü kırmaya yardımcı olabilir. Unutmayın, hayatı kontrol etmeye çalışırken anı kaçırmak, bizi çözüme değil sadece daha fazla yorgunluğa götürür.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.