İngiltere, Filistin'e Nasıl Girdi?

1917 yılında, I. Dünya Savaşı'nın ortasında, Ortadoğu'nun dengeleri hızla değişiyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun zayıflamasından yararlanan İngiltere, bölgedeki etkisini artırmaya çalışıyordu. Bu çerçevede hem Siyonist hareket hem de Arap ayaklanması gibi güçleri kendi tarafına çekmek isteyen İngilizler, stratejik hamleler yaptı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, 1917'de Dünya Siyonist Organizasyonu başkanı Chaim Weizmann'a hitaben "Filistin'de bir Yahudi ulusu" kurulması yönünde destek vereceklerini bildiren Balfour Bildirisi'ni yayımladı. Aynı dönemde, İngiltere, Şerif Hüseyin'e desteğini ifade ederek Arap isyanını harekete geçirdi.

Bu politikaların ardından İngiliz General Edmund Allenby, 11 Aralık 1917'de Kudüs'ü ele geçirdi. Bu tarih, Filistin'de İngiliz askeri yönetiminin resmen başlangıcı olarak kabul edilir. Osmanlı ordularının geri çekildiği bu dönemde, İngiltere artık Filistin topraklarında doğrudan hâkimiyet kurmaya başlamıştı.

1920'de Sevr Antlaşması ile resmen Osmanlı topraklarının paylaşımı kararlaştırıldı. Daha sonra 1922'de Cenevre'de toplanan Milletler Cemiyeti, Filistin topraklarını İngiltere'ye mandato olarak verdi. Böylece İngiliz mandası resmileşmiş, Filistin uzun yıllar boyunca İngiliz kontrolünde kaldı.

İngiltere'nin bu bölgeye girişi, sadece bir askerî işgal değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun geleceği üzerinde uzun süren bir etki bırakan bir dönüm noktasıdır. Yerli halkın talepleri genellikle göz ardı edilirken, büyük güçler kendi çıkarlarını ön planda tutmuştur.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular