Türk Ceza Hukukunda Taksir ve Şahsi Cezasızlık Sebebi

Türk ceza adalet sisteminde, işlenen bir fiilin cezalandırılabilmesi için kusurluluk ilkesi esas alınır. Ancak kanun koyucu, bazı istisnai durumlarda toplumsal barışı veya ailevi ilişkileri korumak amacıyla faile ceza verilmemesini öngörebilir. Bu durumların başında, Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen ve sadece taksirle işlenen suçlarda uygulanabilen şahsi cezasızlık sebebi gelir.

İlgili kanun maddesinin açık hükmüne göre, şahsi cezasızlık sebebinin devreye girebilmesi için öncelikle suçun bilerek ve isteyerek, yani kasıtlı bir şekilde değil, taksirli hareket sonucu meydana gelmiş olması şarttır. Kastın varlığı halinde bu hükmün uygulanması hukuken mümkün değildir. Kanunun bu düzenlemesi, failin öngörülebilir bir neticeyi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öngörememesi veya öngörse bile istememesi durumunu kapsar.

Bu cezasızlık sebebinin temelinde, meydana gelen taksirli neticenin failin şahsi ve ailevi durumu üzerinde öyle ağır bir mağduriyet yaratmış olması yatar ki; artık devletin faile ayrıca bir ceza vermesi ceza adaletine ve hakkaniyete aykırı kabul edilir. Örneğin, bir anne veya babanın dikkatsizliği sonucu kendi çocuğunun ölümüne ya da ağır yaralanmasına taksirle sebebiyet vermesi durumunda, yaşanan manevi yıkım zaten en ağır ceza olarak görülür. İşte bu gibi durumlarda, kanundaki şartların varlığı halinde hâkim tarafından faile ceza verilmemesine hükmedilir.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular