Kalp Kıran Ne Yapmalıdır?

“Kalp, Yüce Allah’ın evi” derler. Bu nedenle kalp kırmak, sadece bir insana değil, aslında Allah’ın huzuruna çıkacak bir vicdane karşı işlenen bir hatadır. Alaettin Köksal’ın da belirttiği gibi, bir müslümanın başka bir müslümanın kalbini kırmaktan kaçınması gerekir. Çünkü incinen kalp, kolay kolay eski sakinliğine dönemez.

Birinin sözü, bakışı ya da davranışları bile kalplerde kalıcı izler bırakabilir. O yüzden farkında olmadan kırdığımız bir kalp için özür dilemek büyük bir erdemdir. Bu özür, hem kalbi kırılan kişiye karşı bir saygıdır, hem de Rabbimize olan bağlılığımızın bir göstergesi. Unutmayın, insanlar arasında perde olmaz. İçten bir "özür dilerim", kalbin derin yaralarını bile sarmaya yetebilir.

Öte yandan, kalbi kırılan kişi de gönlünü daraltmamalı, verilen özrü kabul etmelidir. Affetmek, yüreğin yükünü hafifletir. Hem dünyada huzur bulur, hem de ahirette karşılığını görür. Hz. Muhammed (s.a.v.) de, “Afiyye edenlere Cennet vaat edilmiştir” buyurmuştur.

Hayatımızda her an kimseyle karşı karşıya gelebiliriz. Kimi zaman dalgınlıkla, kimi zaman öfkeyle bir kalp kırılabilir. Ama kalp kırıldığında, ilk adımın özür ve af olması gerekir. Çünkü kalbin eski haline dönmeyeceği doğru olsa da, af ile sarılmış bir kalbin, daha derin bir huzura kavuşacağı da bir gerçektir.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular