Kul Hakkı Yiyenlerin Ahiretteki Akıbeti

Kul hakkı, İslam’da son derece önemli bir yere sahiptir. İnsanın hem Allah’a hem de diğer insanlara karşı sorumlu olduğu iki temel hak vardır: Bunlardan biri Allah’ın hakkı, diğeri ise kulun hakkı yani insanın insanına olan hakkıdır. Kul hakkı yemek, başkasının malına, canına, onuruna veya namusuna haksızlık etmek demektir. Bu tür haksızlıklar, dünyada affedilmediği takdirde ahirette büyük bir mahrumiyetle sonuçlanabilir.

Resûlullah (s.a.s.), Veda Hutbesi'nde; “Ey insanlar! Sizin canlarınız, mallarınız, ırz ve namuslarınız, Rabbinize kavuşuncaya kadar dokunulmazdır.” buyurarak bu konuya özel bir vurgu yapmıştır. (Buhârî, Hac, 132). Bu hadis, insanın her türlü haksızlıktan korunması gerektiğini açıkça ifade eder. Kul hakkını ihlal eden kişi, dünya hayatında tazmin edemezse, ahirette kendi sevaplarından düşülerek mağdur edilen kişiye karşı sorumlu tutulur.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da belirttiği gibi, kul hakkı konusunda yapılan haksızlık, namaz, oruç gibi ibadetlerle ödenemez. Bu tür hatalar ancak mağdurun affı veya dünyada hak edilerek giderilebilir. Unutulmamalıdır ki, günahlar arasında en çok ahirette şikayet edilen konuların başında haksızlık ve kul hakkına tecavüz gelir.

Bu nedenle, bir Müslümanın başkalarının can, mal, şeref ve namus hakkına tecavüz etmemesi; haksızlık yapmaması, olsa bile hemen affedilmesi için çaba göstermesi gerekir. Çünkü ahirette sevaplar tartılırken, kul hakkına tecavüz edenin sevapları mağdura verilmek zorunda kalır.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular