Kur’an-ı Kerim’de Mezhep Var mı?
“Mezhep” kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de doğrudan geçmese de, temelde herkesin ayetleri anlama, yorumlama ve uygulama biçimleri farklılık gösterebilir. Bu farklılık, insanların itikat ve ictihadlarına dayanır. Bir âlim, açık olmayan bir ayeti kendi düşüncesi ve bilgisiyle yorumladığında, bu onun mezhebi haline gelir. Mezhep sadece dört büyük mezheple sınırlı değildir; her birey, Kur’an’dan anladıklarına göre bir yol izler.
Örneğin, bir kişi “mezhepsiz” diyebilir, hatta mezhebe karşı tavır alabilir. Ancak o kişinin Kur’an’a bakışı, uyguladığı ibadet anlayışı, yine kendi içinden çıkardığı bir anlayıştır. Bu da aslında onun kendine özgü bir mezhep olduğu anlamına gelir. Çünkü herkes, ayetleri kendi bilgi birikimi, kültürü ve çevresiyle yorumlar. Bu yorum, doğru da olabilir, yanlış da.
Asıl önemli olan, gösterişten uzak, sadakatle Allah’a kulluk etmek ve Kur’an’ın genel ilkelerine bağlı kalmaktır. Mezhepler, asırlar boyunca fıkıh açısından gelişen yorumlardan ibarettir. Hiçbiri Kur’an’ın kendisi değildir. Kimse, “Ben mezhepsizim, ben doğrudan Kur’an’a bakıyorum” dediğinde, bu onun yine de bir bakış açısıyla okuduğunu gösterir.
Mezhebe girmek, eğer bu Allah’ın emirlerine karşı gelmek değilse, şirk değildir. Ancak bir mezhebi, doğruluk ölçüsü yapmak, onu Kur’an ve sünnetten üstün tutmak tehlikelidir. İslam’ın temeli, mezhepsizlik değil, Kur’an ve sünnete bağlılık olmalıdır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.