Ölüm Anı: Kur'an'ın Anlatımı
Kur'an-ı Kerim, ölümü sadece bir son değil, aynı zamanda bir geçiş olarak anlatır. Özellikle kâfir, zalim ve münafıkların ölüm anı, vahut dolu bir sahneyle tasvir edilir. Bu anlatımda ölen kişinin canı, köprücük kemiklerine kadar yükselir ya da boğazına kadar çıkartılır (Kāf 50/19). Bu ifadeler, kişinin ölüm anında yaşadığı fiziksel ve ruhsal direnişin bir göstergesidir.
Özellikle Kur'an'ın "el-Kıyâme" suresi (75/26-30) ve "el-Vâkıa" (56/83-84) bölümlerinde, ölen kişinin gözleri dehşetle çevresine bakarken, akrabalarının ise onu kurtaramayacağı için çaresiz kaldığı betimlenir. Bu sahneler, ölümün sadece bedene değil, aynı zamanda vicdane ve ruha da dokunduğu bir anda gerçekleşen yoğun bir gerilimi yansıtır.
Yine de bu tür anlatımlar, iman edenlerin ölümü için değil, Allah'ı inkâr edenlerin, adaletsizlik yapanların ve kalplerinde kötülük besleyenlerin son anları için geçerlidir. İman eden bir kul için ölüm, azap değil, rahmet kapısına adım atmaktır. Kur'an bu farkı açık bir şekilde ortaya koyar; bir yanda korku ve telaş, diğer yanda huzur ve selam.
Bu nedenle Kur'an'ın ölümü anlatışı, sadece bir biyolojik sonun değil, aynı zamanda bir hayatın hesap gününün de eşiğinde olan ciddi bir dönüm noktasıdır. Her nefes, bu sonu hazırlığa davettir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.