Mezar Üstüne Basmanın Hükmü

İslâm geleneğinde kabirler, ölümün ardından geride kalan bir izlenim değil, bir hatırlatmadır. Ölen kişiye karşı saygı, onun anısını yaşatmak ve kabrin yerini bilmek adına yapılan basit işaretlemeler, dini açıdan sakıncalı görülmez. Ancak burada önemli olan niyet ve biçimdir.

Kabirlerin üzerine gösterişli yapılar, süslü türbeler ya da israf içeren anıtlar yaptırmak, İslâm’ın uygun görmediği bir tutumdur. Hz. Peygamber, “Kabirlerin üstünü kazmaya, üzerine oturmaya, orada resim yapmaya ya da yapı inşa etmeye emir verdim” buyurmuştur. Dolayısıyla mezar üstüne basmak ya da türbe yapmak, gösteriş, israf ya da putlaşma kaygısı taşıdığı için caiz görülmez.

Diyanet İşleri Yüksek Kurulu’nun da belirttiği gibi, kabirlerin kaybolmaması için başucuna basit taşlar, levhalar veya üzerinde isim, tarih gibi temel bilgilerin yer aldığı sade işaretler konulabilir. Bu tür uygulamalar, hem hatırayı yaşatır hem de dini sınırlar içinde kalır. Ancak kabirlerin “yeri” değil, “niteliği” önemlidir. Sade, toprak üstü bir tepecik ya da basit bir işaret, İslâm’ın tercih ettiği biçimdir.

Unutulmamalıdır ki, ölüme hazırlık, dünyada iken yapılanlarla ölçülür. Kabir; hayatı boyunca insanın terk ettiği izin bir yansımasıdır. Üstüne değil, içindekine bakılır.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular