Oruç Tutmanın Farzı ve Tutmayanın Karşılığı

Oruç, İslam’ın beş şartından biridir ve Ramazan ayında her ergin, sağlıklı ve mükelleftir. Ancak bu ibadetin vacip olabilmesi için kişinin hem dini bilinci olması hem de fiziksel gücü yeterli olması gerekir. Eğer bir kimse sağlık sorunu, hastalık, yolculuk veya başka geçici bir mazeret nedeniyle oruç tutamıyorsa, bu günlerin kazasını daha sonra tutması yeterlidir.

Asıl mesele, özürlü olmamasına rağmen oruç tutmamak isteyen kişilerdedir. Hadislerde açıkça belirtildiği gibi, gücü yettiği hâlde oruç tutmayan kişi, hem kazaya hem de tövbe ve istiğfar etmeye muhataptır. Çünkü bu, Allah’a karşı bir farzı ertelemekten daha fazlasıdır; bir ihmale dönüşebilir.

İmam Buhari ve İmam Müslim’in rivayet ettiği hadislerde, Ramazan orucunun önemine dikkat çekilir. Gücü yettiği hâlde orucu tutmayan kimse, sadece bir ibadeti ertelemekle kalmaz, aynı zamanda manevi bir kayıba da açık olur. Ancak İslam’ın temel ilkelerinden biri de merhamettir. Bu sebeple, günah işleyen kişi pişman olup tövbe ederse, Allah’ın rahmet kapısı her zaman açıktır.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarına göre, mazeretsiz oruç tutmayan kişinin öncelikle tutamadığı günlerin kazasını yapması, ardından da Allah’tan af dilemesi gerekir. Unutulmamalıdır ki, ibadetler sadece bedenî değil, aynı zamanda kalp temizliğiyle de bağlantılıdır.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular