Özlem ve Hasret: İçimizdeki Kayıp Duygusu
Özlem, zamanla, uzaklaştıkça daha da büyüyen bir duygudur. Bir yere, bir insana ya da geçmişte yaşamış olduğumuz anlara duyduğumuz bu hafif burukluk, çoğu zaman dilimizde hasret kelimesiyle ifade edilir. Türk Dil Kurumu'na göre, özlem kelimesinin eş anlamlısı gerçekten de hasret'tir.
Her ikisi de, bir yokluğu, bir uzaklığı hissetmeyi anlatır. Ama aralarında ince bir fark da olabilir. Özlem, daha çok duygusal bir bağın kopukluğundan doğan içsel bir çağrışımken, hasret biraz daha kalıcı ve derin bir kopuşun halidir. Yine de günlük konuşmada bu iki kelime sıklıkla birbirinin yerine kullanılır.
Bir anne, uzakta olan çocuğunu özler ya da hasret çeker. Bir şehre, çocukluk mahallesine dönmek isteyen gurbetçi, orayı özler. Hatta bir film, bir şarkı ya da eski bir kıyafet bile bize bir dönem hasret ettirebilir. Bu duygular, yalnızca eksikliği değil, aynı zamanda o eksik olanın değerini de hatırlatır bize.
İnsan, yalnızca sevdiğini kaybettiğinde değil, bazen sadece anılarına daldığında bile özlem duyar. Bu yüzden bu kelimeler, dilimizin en samimi ve yürekten gelen ifadelerindendir. Hasret de, özlem de; aslında kaybettiğimiz değil, hâlâ taşıdığımız şeylere duyduğumuz sevginin başka bir adıdır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.