Hutbede ve Sessiz Salâvat
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) adının geçtiği anlarda salâvat getirmek, Müslümanlar arasında yaygın bir uygulamadır. Özellikle hutbede veya herhangi bir sohbet sırasında Resûlüllah’ın ismi anıldığında, kalpten geçen sevgi ve saygı ifadesi olarak salât-ü selâm getirilmesi, dini duyarlılığın önemli göstergelerindendir. Ancak bu durumda sesli mi yoksa sessiz mi yapılması gerektiği konusunda bazı hususlar dikkate alınmalıdır.
İslâm alimlerinin bir kısmı, hutbede veya kalabalık bir mecliste Peygamber’in isminin geçtiği an sessizce salâvat getirmenin caiz olduğunu belirtmiştir. Özellikle Kâsânî ve İbn Âbidîn gibi âlimler, kalpte geçirerek yapılan salâvatın caiz olabileceğini ifade etmişlerdir. Çünkü bu şekilde hem saygının ifadesi sağlanır, hem de meclisin sırrı bozulmaz.
Öte yandan, bazılarının yaptığı gibi “Âmin” demek veya yüksek sesle salâvat okumak, özellikle hutbede uygun görülmemiştir. Alâüddîn el-Kâhî, bu tür uygulamaların sünnete uygun olmadığını belirterek, hutbede konuşmayı bölmeme ve cemaatin dikkatini dağıtma hususlarını vurgulamıştır. Hutbe, cemaate yöneltilecek bir öğüttür; bu yüzden araya sesli ifadelerin girmesi doğru değildir.
Sonuç olarak; Hz. Peygamber’in ismi anıldığında kalpten salâvat göndermek büyük bir sevapken, bu sıralar özellikle kalpte yapılması, hem dini kaynaklara daha uygun hem de meclisin hürmetine daha uygundur. Hem sevgiyi taşıyıp, hem de sünneti koruyan bu ince denge, Müslümanın incelikle uygulaması gereken bir davranıştır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.