Söylemek Kelimesinin Kökünden Anlamaya Ulaşmak

Söylemek, günlük konuşmalarımızda en sık kullandığımız fiillerden biri. Ama bu kelimenin kökünde aslında daha derin bir anlam yatıyor. Dilimize 'söz' kelimesinden türeyen bu fiil, eski metinlerde "sözlemek" olarak geçer. Yani söylüyoruz dediğimizde, aslında verdiğimiz 'söz'ü eyleme dönüştürmüş oluyoruz. Bu da kelimenin isimden türemiş gibi görünse de, aslında fiil olarak işlev gördüğü bir yapıda olduğunu gösteriyor.

İnsan, yalnızca ses çıkarmakla kalmaz; içinde taşıdığı düşünceleri, duyguları, bilgileri bir başkasıyla paylaşır. İşte bu paylaşımın özü söylemek fiilinde gizlidir. Yalnızca telaffuz etmek değil, bir karşılık beklemek, anlam kurmak, dinlenmek vardır bu eylemin içinde. Eski dilde "sözlemek" denilirken, bu karşılıklı ilişki daha açık ortaya çıkıyordu. Dinlemek, anlamanın doğal sonucuyken, söylemek de anlatma zorunluluğundan doğuyor.

İlginç bir şekilde, farklı dünyalarda yaşayan düşünceler arasında bile bir paralellik kurulabilir. Karşıt anlamlı kavramlar bile, birbirini tamamlar gibi görünür. "Sessiz kalmak" ile "söylemek", "duymak" ile "anlatmak" arasındaki ilişki, bir tür dengenin parçası. Ve bu denge, insan ilişkilerinde, dilin işleyişinde hep kendini gösterir.

Sözleri seçmek, dolayısıyla, sadece estetik bir tercih değil; kökenine inildiğinde, sorumluluk da barındırır. Çünkü söylemek, yalnızca seslenmek değil, bir söz vermek gibidir.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular