Tahammülsüzlük Nedir ve Nasıl Yaşanır?
Tahammülsüzlük, özellikle stresli anlarda ya da beklenmedik durumlar karşısında kontrol kaybı yaşansa da, aslında çoğu kişinin farkında olmadan kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Özellikle çocuklarıyla baş etmekte zorlanan ebeveynlerde sık görülen bu durum, kişinin öfkesini doğrudan değil, dolaylı yollarla ifade etmesiyle ortaya çıkar.
Örneğin, bir annenin çocuklarının gürültüsüne dayanamayıp evden çıkarak kuaföre gitmesi ya da spor salonuna çekilmesi, ya da çocuğunun davranışlarına dayanamayıp uykuya sığınması — bunların hepsi tahammülsüzlüğün kaçınmacı biçimde ortaya çıkmasının işaretidir. Bu tepkiler, kişinin öfkeyi yüz yüze çatışmaktan çok, uzaklaşarak ya da geri çekilerek dışa vurması anlamına gelir.
Psikiyatrist Doç. Dr. Adnan Çoban’ın da belirttiği gibi, bu davranışlar genellikle farkında olmadan gerçekleşir. Kişi, doğrudan "sinirim çıktı, durdur şunu!" demek yerine, sessizce ortamdan uzaklaşır. Belki de bu, açık çatışmadan kaçınmak için verilen bir tepkidir. Ancak bu kaçışlar, uzun vadede ilişkilerde mesafe yaratabilir.
Asıl önemli olan, bu tür tepkilerin altında yatan duygulara dikkat etmektir. Sinir, yorgunluk ya da kontrol kaygısı, çoğu zaman tahammülsüzlüğün gerçek sebebidir. Bunun farkına varmak, hem bireyin kendisiyle hem de çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olur.
Küçük çocuklu ailelerde bu durum daha yaygındır, ancak her yaş grubunda dikkat edilmesi gereken bir davranış kalıbıdır. Önemli olan, öfkeyi bastırmak değil, onu sağlıklı yollarla ifade edebilmektir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.