Türkiye'de Disleksi: Sayılar Sadece Başlangıç
Türkiye'de tanı konulan disleksili kişi sayısı, resmi verilere göre 41 bin 600. Ancak uzmanlar, bu rakamın gerçek sayının sadece bir bölümü olduğunu belirtiyor. Çünkü disleksi, tanı koyma sisteminin dışına kolayca sızabiliyor. Özellikle kırsal kesimlerde tanı almayan pek çok çocuk var.
Disleksi, okuma, yazma ve yazım becerilerini zorlaştıran bir öğrenme güçlüğüdür. Ancak bu, zekâ ile hiçbir ilgisi yoktur. Ünlü bilim insanları, sanatçılar ve girişimcilerin arasında da disleksi olanlar var. Asıl sorun, erken tanı alamamak. Çünkü erken tespit edilmezse, çocuk sadece okumada değil, kendine olan güveninde de geri kalıyor.
Anadolu Ajansı'nın 2017'deki haberine göre, tanı konan disleksili bireylerin yüzde 82'si yedinci sınıftan itibaren okulu bırakıyor. Bu, sistemin ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor. Eğitim sistemi, farklı öğrenme stillerini hâlâ yeterince desteklemiyor. Bireyler, "tembel" ya da "dikkatsiz" damgasıyla süzülüp geçiyor.
Disleksi, bir engel değil; farklı düşünme biçimidir. Önemli olan, bunu fark edip desteklemek. Uzmanlar, okullarda daha fazla psikolojik destek ve öğretmen eğitimi gerektiğini vurguluyor. Çünkü her çocuk, doğru yaklaşımla öğrenmeye açtır. Sadece farklı yollardan.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.