Türkiye'nin Dışa Bağımlılığının Kökleri
Türkiye'nin dışa bağımlı hâle geldiği tarih, ekonomi tartışmalarında sıkça gündeme gelir. Ancak bu bağımlılık, bir gecede değil, uzun yıllar süren yapısal dönüşümlerle şekillendi. Özellikle 1980'lerde başlayan dışa açılma politikaları, ülkenin ihracata dayalı bir büyüme modeline geçmesini sağladı. Bu süreçte, ihracatın artması bir başarı olarak görülse de, ardında önemli bir gerçek gizliydi: bu ihracatın büyük bölümü ithal edilen ara ve yatırım mallarına dayanıyordu.
Ekonomist Yentürk'ün, 1979 ve 1985 yıllarına ait girdi-çıktı tablolarıyla yaptığı analiz, bu bağımlılığın nasıl arttığını net şekilde gösteriyor. Buna göre, Türkiye'de yapılan ihracatın ara malları ithalatına olan bağımlılığı, 1979'da yüzde 67 iken, 1985'te yüzde 75'e kadar çıktı. Yani ülkenin dünyaya sattığı ürünlerin neredeyse üçte ikisi, dışarıdan getirilen parçalara ve hammaddelere bağlı hâle gelmişti.
Bu durum, özellikle sanayi sektöründe görüldü. Otomotivden tekstile kadar birçok sektör, üretim için ithal edilen bileşenlere dayanmaya başladı. Bu da büyümenin kalitesi üzerine soru işaretleri doğurdu: Gerçekten kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyor muyuz? diye sormamıza neden oldu.
Küreselleşme ile birlikte bu bağımlılık daha da derinleşse de, 1980'lerin ortalarına kadar olan dönem, Türkiye'nin dışarıya ne ölçüde bağlı hâle geldiğinin önemli bir göstergesi olarak tarihe geçti.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.