Yas Döngüsü ve İnsanın İçsel Yolculuğu

Yas döngüsü, kayıplarla başa çıkmak için insanın yaşadığı duygusal evrelerin izlediği bir yoldur. Bu süreç, İsviçreli psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross’un çalışmaları sonucu tanımlanmış beş evreden oluşur: inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme.

Başlangıçta, bir kayıp karşısında çoğu kişi inkâr duygusu yaşar. “Bu bana olamaz” düşüncesiyle olayı kabullenemeyiz. Ardından, gerçek yavaş yavaş işlemeye başladıkça öfke ortaya çıkar. Kimi zaman kaybın kendisine, kimi zaman çevremizdekilere ya da hatta kendi kendimize öfkeleniriz.

Üçüncü aşama olan pazarlık, bir tür umut arayışıdır. “Keşke daha fazla zaman olsaydı” ya da “Şunu yapsaydım belki değişirdi” gibi düşüncelerle geçer bu dönem. Ancak bu umutlar gerçekle yüzleşmeyi ertelemekten öteye geçemez.

Yaklaşan gerçeklik, çoğu zaman depresyon olarak kendini gösterir. İçeri çekilir, ağlarsınız, boşluk hissedersiniz. Bu, yasın en ağrılı aşamasıdır ama aynı zamanda gerekli bir derinliktir.

Son olarak, zaman içinde yavaş yavaş kabullenme gelir. Bu, unutmak ya da tamamen iyi hissetmek anlamına gelmez. Kabullenme, acının hâlâ orada olabileceğini ama hayatı yeniden şekillendirmeye başlamak için gerekli adımı attığınız anı ifade eder.

Yas döngüsü doğrusal değildir. İnsanlar bu evreler arasında ileri geri gider. Ama hepsi, kaybı aşma yolunda birer basamaktır. Her yas özel ve uniktir; bu evreler ise yalnızca eşik taşlarıdır.

Ayrıca bakınız

Ayrıntılı makaleler

İlgili konular