İçindekiler
İslam toplumlarında boşanma oranları son yıllarda yüzde otuz seviyelerine yaklaşırken, zihinleri kurcalayan en kadim sorulardan biri tekrar gündeme oturuyor: Yaratıcı, kurulan bir yuvanın dağılmasına nasıl bakar? Kısa ve net cevap şudur; İslam inancına göre boşanma, prensip olarak arzu edilen veya övülen bir eylem değildir. Nitekim Hz. Muhammed’in meşhur beyanında ifade edildiği üzere, Allah’a helaller arasında en sevimsiz gelen şey talaktır. Yani kapı tamamen kapatılmamış, ancak son çare kılınmıştır.
Arka Plan: Cahiliye Karanlığından Kutsal Sözleşmeye
İslam öncesi Arap toplumunda ve kadim geleneklerde evlilik, neredeyse tamamen erkeğin iki dudağı arasında şekillenen, kadının hiçbir hukuki hakka sahip olmadığı kuralsız bir kurumdu. Cahiliye devrinde erkek, karısını dilediği kadar boşar, sonra tekrar geri alır, kadını adeta bir askıda bırakma ikilemine mahkûm ederdi. İslam’ın doğuşu, bu kaotik ve adaletsiz yapıya çok radikal bir neşter vurdu. İlahi kelam, evliliği mîsak-ı galîz yani ağır, bağlayıcı ve kutsal bir sözleşme olarak nitelendirdi. Dolayısıyla kutsal olan bir bağın, fütursuzca koparılması mantıken de ilahi iradenin hoşnutluğuyla bağdaşamazdı. Yine de İslam Hukuku, hristiyanlıktaki gibi evliliği tamamen koparılamaz bir zincire dönüştürmedi. İnsan fıtratını göz önünde bulunduran fıkıh alimleri, sürdürülmesi imkânsız hale gelen, zulüm ve nefretin yeşerdiği bir evliliği ısrarla ayakta tutmaya çalışmanın, hedeflenen huzur ilkesine aykırı olduğunu savundular. Bu tarihsel zemin, boşanmanın neden bir ruhsat yani çıkış kapısı olarak kabul edildiğini, fakat asla ilk hedef haline getirilmediğini açıkça özetler.
Adım Adım Ayrılık Mekanizması Nasıl İşler?
İslam hukukunda evliliğin sona erdirilme süreci, bocalayan bir ilişkiyi pat diye bitirmek yerine, merhale merhale iyileştirme mantığına dayanır. Adım adım işleyen bu mekanizmanın temel felsefesi, duygusal patlamaların önüne geçmek ve eşlere tefekkür imkânı tanımaktır.
İlk adım, doğrudan diyalog ve samimi yüzleşmedir. Eşler arasındaki pürüzler belirdiği an, tarafların meseleyi baş başa müzakere etmeleri beklenir.
İkinci safhada, eğer iç kriz aşılamıyorsa, hakem heyeti devreye girer. Hem erkeğin ailesinden hem de kadının ailesinden aklıselim, adil birer temsilci seçilir. Bu tarafsız gözler, evliliğin üzerindeki toz bulutunu dağıtmak ve sulh yolunu bulmak için gayret gösterir.
Üçüncü aşamada, tüm yapıcı girişimler başarısızlıkla sonuçlanırsa boşanma niyeti fiile dökülür. Ancak burada da hemen ipler kopmaz. İddet adı verilen bekleme süresi başlar. Kadının hamilelik durumunun netleşmesi ve en önemlisi öfkenin yatışıp pişmanlık hissinin doğması için yaklaşık üç adet dönemi boyunca aynı çatı altında yaşanmaya devam edilir.
Son aşamada ise, iddet süresi bittiği halde barışma gerçekleşmemişse, taraflar zararsız, dürüst ve hakkaniyetli bir şekilde yollarını ayırırlar. Boşanmanın bu denli kademeli tasarlanması, ilahi iradenin yuvanın yıkılmasından değil, muhafaza edilmesinden yana olduğunun kat'i bir delilidir.
Somut Bir Örnek: Sabit b. Kays ve Eşinin Vakası
Klasik fıkıh literatüründe sıkça zikredilen ve emsal teşkil eden Sabit b. Kays ile eşi Cemile’nin olayı, bu konudaki yaklaşımı somutlaştıran harika bir örnektir. Cemile, Sahabe’den olan kocası Sabit’in ahlakından veya dindarlığından kesinlikle şikâyetçi değildi; fakat ona karşı içinde hiçbir fiziki ve duygusal yakınlık hissedemiyordu. Bu durum zamanla dayanılmaz bir hal alınca Hz. Peygamber’in huzurına çıktı ve eşine karşı saygısızlık yapmaktan, günaha girmekten korktuğunu dile getirdi.
Resulullah, kadının samimi ızdırabını gördü ve ona eşinin mehir olarak verdiği bahçeyi geri verip veremeyeceğini sordu. Cemile kabul edince, Hz. Peygamber Sabit’e bahçeyi almasını ve eşini serbest bırakmasını emretti. Bu tarihi vakıa gösteriyor ki; zorlama, sevgisiz ve taraflardan birine azaba dönen bir evlilik biçimi İslam tarafından dayatılmaz. Yaratıcı boşanmayı bir ilk tercih olarak sevmez; fakat duygusal veya fiili bir cehenneme dönen evlilikte tarafların birbirine haksızlık etmesindense, adaletle ayrılmalarını kötünün iyisi kabul eder.
Uzmanlar Bu Konuda Ne Diyor?
Dini ilimler uzmanları, ilahiyatçılar ve aile sosyologları, İslam hukukunda boşanmanın hukuki ve ahlaki statüsünü değerlendirirken helal kavramı ile ilahi rıza arasındaki hassas dengeye vurgu yaparlar. Klasik fıkıh literatüründe evlilik son derece kutsal bir ahit olarak görülse de, boşanma kurumu bireylerin ruhsal ve fiziki sağlığını korumak amacıyla bir güvenlik subabı olarak meşru kılınmıştır. Hz. Muhammed'in "Allah katında helallerin en sevilmeyeni boşanmadır" hadisi, bu hakkın keyfi biçimde kullanılmasını engelleyen ahlaki bir sınır çizer. İslam hukuku araştırmacılarına göre ilahi irade, yuvanın korunmasını ve sevgi bağının sürdürülmesini arzular; bu nedenle sebepsiz yere yapılan ayrılıklar hoş karşılanmaz. Ancak evlilik birliği içerisinde adalet, sevgi ve merhamet tamamen ortadan kalkmışsa, zulüm veya eziyet söz konusuysa, boşanmak daha büyük zararları engellemek adına gerekli bir adım haline gelir. Uzmanlar, dinin insanı mutsuzluğa mahkûm etmediğini, boşanmayı kategorik olarak reddetmediğini fakat her zaman en son çare olarak sunduğunu belirtmektedirler.
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmak dini açıdan günah sayılır mı?
Haklı ve meşru sebeplere dayanan bir boşanma kesinlikle günah değildir. İslam dini, eşlerin birbirine zulmettiği, sorumluluklarını yerine getirmediği veya evlilik birliğinin çekilmez hale geldiği durumlarda ayrılmaya açıkça izin vermiştir. Günah veya hoş görülmeyen durum, geçerli hiçbir sebep yokken sırf keyfi gerekçelerle ve taraflardan birini mağdur ederek yuvayı yıkmaktır.
Kadının boşanma talebinde bulunması dinen nasıl karşılanır?
İslam hukukunda kadının da belirli şartlar altında boşanma talep etme hakkı mevcuttur. Eğer koca evlilik yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa, şiddet uyguluyorsa veya aile birliği kadının psikolojik ve fiziki bütünlüğünü tehdit ediyorsa, kadının boşanma istemesi en doğal hakkıdır. Dinimiz, kadının haksızlığa katlanmasını veya eziyet gördüğü bir evlilikte zorla kalmasını emretmez.
Düşünmeniz İçin Bir Soru
Toplumsal baskılar ve geleneksel kalıplar yüzünden sevgisiz, saygısız ve yıpratıcı bir evliliği eziyet çekerek sürdürmek mi ilahi rızaya daha uygundur, yoksa adaletle ve nezaketle yolları ayırıp huzur içinde bir yaşam aramak mı?
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.