Türkiye'nin siyasi yelpazesinde milliyetçi hareketin omurgasını oluşturan ülkücüler hangi partiyi tutuyor sorusunun cevabı günümüzde tek bir adresle sınırlı değildir; bu kitle bugün ağırlıklı olarak Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti arasında bölünmüş durumdadır, ancak Zafer Partisi ve Büyük Birlik Partisi (BBP) gibi yapılar da hatırı sayılır bir taban bulmaktadır. 1960'lardan bu yana ideolojik bir bütünlük arz eden bu kitle, özellikle 2017 referandumu ve sonrasındaki ittifak sistemleriyle birlikte stratejik bir yol ayrımına girmiştir. Peki, sokaktaki ülkücü için aidiyet duygusu bugün ne ifade ediyor?

Milliyetçi Hareketin Tarihsel Kökleri ve Dokuz Işık Doktrini

Meseleyi anlamak için 1969 yılına, Adana Kongresi'ne kadar gitmek gerekiyor aslında. Alparslan Türkeş'in liderliğinde şekillenen bu hareket, sadece bir siyasi parti olmanın ötesinde, Türk-İslam ülküsü ekseninde bir yaşam biçimi olarak kurgulandı. Dokuz Işık doktriniyle çerçevesi çizilen bu dünya görüşü, Soğuk Savaş yıllarının sert ikliminde antikomünizm üzerinden konsolide olmuştu. Ama zaman değişti. Eskiden ülkücü denilince akla gelen tek adres MHP iken, bugün ülkücüler hangi partiyi tutuyor sorusuna verilen cevaplar çok daha katmanlı bir hal aldı. Çünkü ideolojik saflık, yerini reel politiğin getirdiği pragmatizme bırakmak zorunda kaldı.

CKMP'den MHP'ye Uzanan İdeolojik Çizgi

Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin dönüşümüyle başlayan süreç, ülkücü kimliğinin kurumsal bir kimliğe bürünmesini sağladı. Bu dönemde teşkilatçılık, hareketin en büyük gücüydü. Bir ülkücü için ocak, partiden bile önce gelirdi. Lider, teşkilat ve doktrin üçlemesi, sorgulanamaz bir sadakat zinciri yaratmıştı. Ancak 1980 darbesi ve sonrasında Türkeş'in hapis yılları, hareketin içindeki farklı damarların belirginleşmesine yol açtı. Muhafazakar kanat ile seküler milliyetçiler arasındaki o ince çizgi, bugünkü bölünmelerin de ilk tohumlarını aslında o günlerde atmıştı.

Siyasi Kırılmalar: İttifaklar Dönemi ve Kimlik Arayışı

İşte tam burada işler biraz karışıyor. 2015 yılındaki 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri, Türk milliyetçiliği için bir dönüm noktası oldu. MHP'nin içindeki muhalif hareketin engellenmesi ve ardından gelen 15 Temmuz süreci, Devlet Bahçeli'nin AK Parti ile kurduğu Cumhur Cumhur İttifakı zeminini hazırladı. Bu hamle, geleneksel devletçi refleksi temsil eden ülkücüleri bir arada tutsa da, iktidara yönelik sert eleştirileri olan bir kesimi de dışarıda bıraktı. Ama şu bir gerçek ki, devletin bekası söz konusu olduğunda ülkücü irade genellikle en güvenli liman olarak gördüğü merkeze yönelme eğilimi gösteriyor.

İYİ Parti'nin Doğuşu ve Merkez Sağ Milliyetçilik

Meral Akşener liderliğinde kurulan İYİ Parti, kendisini "ülkücülerin yeni evi" olarak tanımlamasa da, kurucu kadrosunun neredeyse tamamı MHP kökenliydi. Bu durum, ülkücüler hangi partiyi tutuyor tartışmasını doğrudan sandığa taşıdı. Özellikle şehirli, seküler ve eğitimli milliyetçi kitle, AK Parti ile kurulan yakın ilişkiye tepki göstererek rotayı buraya kırdı. Verilere baktığımızda, 2018 seçimlerinde İYİ Parti'nin aldığı yaklaşık %10'luk oyun büyük bir kısmının doğrudan MHP tabanından geldiğini görüyoruz. Bu, sosyolojik bir kopuştan ziyade, siyasi bir tercih değişikliğiydi.

Zafer Partisi ve Sığınmacı Meselesi Üzerinden Yükselen Dalga

Son yıllarda Ümit Özdağ önderliğinde ortaya çıkan Zafer Partisi, milliyetçiliğin daha reaksiyoner ve seküler bir formunu temsil etmeye başladı. Özellikle sığınmacı sorunu gibi yakıcı bir gündemi merkezine alan bu yapı, genç ülkücüler arasında ciddi bir heyecan yarattı. Geleneksel yapıların hantallığından sıkılan ve kendisini sosyal medyada daha iyi ifade eden Z kuşağı milliyetçileri için Zafer Partisi, bir protesto merkezi haline geldi. Bu grup için artık sadece "vatan, millet, Sakarya" söylemi yetmiyor; onlar somut politikalar ve doğrudan aksiyon bekliyorlar.

Sandıktaki Ülkücü: Rakamlar ve Sadakat Analizi

Bugün Türkiye'de kendisini "ülkücü" olarak tanımlayan seçmen kitlesinin yaklaşık %15 ile %18 arasında bir orana tekabül ettiği tahmin ediliyor. Bu devasa blok, seçimlerin kaderini belirleyen asıl güç. Peki, 2023 seçim sonuçları bize ne söyledi? MHP, anketlerin aksine %10 barajının üzerinde kalarak kendi kemik kitlesini koruduğunu kanıtladı. İYİ Parti ise %9,7 civarında kalarak gücünü teyit etti. Bu tabloda ülkücüler hangi partiyi tutuyor sorusunun yanıtı matematiksel olarak ikiye bölünmüş bir yapıyı işaret ediyor. Bir tarafta devletin yönetim mekanizmasında yer almayı tercih eden Cumhur İttifakı bileşeni, diğer tarafta ise parlamenter sistemi savunan muhalif blok.

Büyük Birlik Partisi ve Muhsin Yazıcıoğlu Mirası

MHP'den 1993 yılında ayrılan Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının kurduğu BBP, ülkücü hareketin daha İslamcı ve Anadolu merkezli damarını temsil ediyor. Her ne kadar oy oranları %1 ile %2 bandında seyretse de, manevi ağırlıkları bu oranların çok ötesindedir. Alperen Ocakları üzerinden örgütlenen bu kitle, bugün Cumhur İttifakı içerisinde yer alarak milliyetçi muhafazakar çizgiyi sürdürüyor. Onlar için ülkücülük, siyasi bir partiden ziyade bir dava meselesi ve bu dava bugün AK Parti ile kurulan stratejik ortaklıkta hayat buluyor.

Sosyolojik Değişim: Kentli Ülkücü vs. Taşra Ülkücüsü

Milliyetçi seçmen profilindeki değişim, ülkücüler hangi partiyi tutuyor sorusuna verilen cevapları da farklılaştırıyor. Taşrada, yani Anadolu'nun kalbinde yaşayan bir ülkücü için MHP hala sarsılmaz bir kale. Orada gelenekler, aşiret bağları ve yerel dengeler hala çok güçlü. Ama İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde yaşayan, üniversite mezunu, plaza çalışanı veya beyaz yakalı milliyetçiler için durum bambaşka. Bu kitle, daha çok İYİ Parti veya Zafer Partisi ekseninde kümeleniyor. Bu ayrım, aslında Türk milliyetçiliğinin modernleşme sancılarını da yansıtıyor. Bir yanda köklere sadakat, diğer yanda rasyonel ve dünyayla entegre bir milliyetçilik anlayışı çatışıyor.

Genç Kuşak ve Dijital Milliyetçilik

Gençlerin siyasi tercihleri artık babalarından miras kalmıyor. İnternet çağında büyüyen bir genç için ocak kültürünün disiplini bazen ağır gelebiliyor. Onlar, fikirlerini özgürce tartışabilecekleri, daha yatay örgütlenmiş yapıları tercih ediyorlar. Bu yüzden Zafer Partisi'nin sert ve doğrudan söylemleri, genç dimağlarda karşılık buluyor. Bu dinamik yapı, ilerleyen yıllarda ülkücüler hangi partiyi tutuyor sorusunun cevabını tamamen değiştirebilir. Çünkü yeni nesil, ideolojik etiketlerden ziyade "sorun çözme kapasitesine" bakıyor. Ve let's be clear, hiçbir parti bu kitlenin oyunu cebinde keklik görmemeli.