Kâinattaki En Büyük Hakikat: İman ve Namaz
İnsanlığın varoluşundan bu yana cevabını aradığı en temel sorulardan biri, hayatın gayesi ve varlığın en büyük hakikatinin ne olduğudur. İslam düşüncesinde ve Bediüzzaman Said Nursi'nin eserlerinde bu soruya verilen cevap oldukça açıktır: Kâinatta en yüksek hakikat imandır; imandan sonra ise namazdır.
İman, insanın Yaratıcısını tanıması, O'na gönülden bağlanması ve varlık âlemindeki tüm nizamı İlahi bir sanat olarak görebilmesidir. Dinin özü ve sarsılmaz temeli olan iman, kalbe yerleştiğinde insana hem dünyada hakiki bir huzur bağışlar hem de ebedî cennet hayatının anahtarını sunar. Ancak imanın kalpte canlı kalması ve hayatın her alanına yön vermesi ibadetle mümkündür. Tam da bu noktada, dinin direği sayılan namaz devreye girer.
Namaz, kulun Yaratanı ile her gün kurduğu en doğrudan ve samimi bağdır. Günlük koşturmacanın ve dünya telaşının ortasında insanı gafletten koruyan, ruhu dinlendiren bir sığınaktır. Hem dünya mutluluğuna ermek hem de sonsuz ahiret saadetini kazanmak, imanın aydınlığı ve namazın bereketiyle mümkündür. Bu yüzden, hayatın en büyük hakikatine tutunmak; kalbi iman ile tezyin etmek, günü de namaz ile taçlandırmaktan geçer.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.