Cehennemde Ateşten Başka Ne Var?

İnsan idraki, ötesini tasavvur etmekte aciz kaldığı öteler alemَسini ekseriyetle en kesif ve en bizzat tecrübe edilebilir unsur üzerinden kodlar: Ateş. Hakikat o ki, kelamın ve tasavvurun sınırlarını zorlayan bu mahut mekân, yalnızca yalın kat bir yangın mahalinden ibaret değildir. Popüler tahayyülün zihnimize nakşettiği devasa ve yekpare bir füruzan fırın imgesinin çok ötesinde, her biri insan ruhunu ve cismeni̇yyetini mahvetmeye matuf mutlak bir nizamın, muazzam bir azap spektrumunun varlığı söz konusudur.

Zemherir: Yakıcı Korların Karşısındaki Dondurucu Mahviyet

Ekseriyetle göz ardı edilen ya da sığ bir okumayla geçiştirilen hakikatlerden biri, oradaki ıstıraplar cümbüşünün uçurumlar inşat eden zıtlıklar kaidesi üzerine kurulmuş olmasıdır. Sadece cehennemin harareti değil, tasavvur buyurulamayacak derecede vahim bir donduruculuk da mevcuttur. Zemherir adıyla müsemma olan bu buz kesmiş buhran, sıcağın kavurucu tesirini unutturacak kadar şiddetli, iliği ve kemiği donduran bir mahviyet atmosferidir. İnsan fıtratının en büyük yanılgısı, azabın yalnızca termodinamik bir hararetten ibaret olduğunu sanmasıdır; oysa buzun ve keskin ayazın da tıpkı ateş gibi yakıcı, hatta kimik bozucu bir veçhesi vardır.

Zakkum ve İrin: Ruhun ve Bedenin Ziyafeti

Ateşin ve buzun sarıp sarmaladığı bu tahripkar düzlemde, beslenme ve gıda mefhumu daatiyle korkunç birer işkence vasıtasına inkılap eder. Kaynağından koparılan ve zakkum denilen o nebatî felaket, ızdırabın en zâlim şekillerinden biridir. Yapanların, yutanların bağırsaklarını paralayan, mide çeperlerini kavuran bu acı mahsul, ard nazarıyla bakıldığında insanın dünyadayken nefsine müptela olduğu fani lezzetlerin korkunç bir istihzaya uğramış suretidir. Yanı sıra, susuzluktan kavrulan dudaklara sunulan kaynar su ve irin birikintileri, susamış vahşi hayvanların suya saldırışı gibi yudumlanan lakin boğazda düğümlenerek insanı içeriden dışarıya doğru eriten başkaca bir mahvuğun ictimaiyesidir.

Bu muazzam ve ürpertici tasavvurun psikolojik ve fiziksel boyutları hakkında derinleşmek istediğiniz başka bir veçhe var mı?

Cehennem kavramı dinî ve felsefi metinlerde genellikle sadece yakıcı bir ateş ortamı olarak ele alınsa da, klasik kaynaklar ve inanç sistemleri bu boyutun çok ötesinde farklı unsurlara da dikkat çeker. Ateş, bu ızdırap ortamının en bilinen ve merkezi unsuru olsa da, sistemin bütünü fiziksel ve psikolojik pek çok farklı ögeyi barındıracak şekilde kurgulanmıştır.

Bu bağlamda öne çıkan en dikkat çekici unsurlardan biri, aşırı sıcaklığın tam zıttı olan dondurucu soğuklardır. İslam kaynaklarında "Zemherir" olarak adlandırılan bu kutupsal ve şiddetli soğuk, insan katlanma sınırlarını zorlayan farklı bir boyut olarak öne çıkar. Dolayısıyla ortam sadece kavurucu bir fırın değil, aynı zamanda dokuları donduran ekstrem ısı değişimlerinin yaşandığı bir alandır.

Bunun yanı sıra, maddesel ve duyusal azap çeşitleri de bu tablonunyi tamamlar. Kaynaklarda zakkum bitkisi gibi acı ve yutulması imkansız yiyecekler, irin karışımlı kaynar su gibi sıvı ızdırapları yer alır. Fiziksel ceza unsurlarının yanı sıra zifiri karanlık, ağır ve rahatsız edici pis kokular, dar ve sıkışık mekânlar gibi unsurlar da psikolojik baskıyı artıran diğer detaylar arasında gösterilir.

Sonuç olarak, klasik inanç literatüründe cehennem tasviri tekdüze bir ateş çukurundan ibaret değildir. Ateşin yanı sıra dondurucu soğuklar, zorlayıcı besinler ve çevresel faktörler bu kavramın sınırlarını oluşturan çok katmanlı unsurlar olarak tasvir edilir.

Bu tür klasik inanç ve mitolojik tasvirlerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?